Istanbul / Metallica Hikayesi
You're new here, aren't you?
NetworkedBlogs allows you to stay up to date with blogs you love.
Click the Follow button to follow updates from this blog.
| Blog Name: |
Istanbul / Metallica Hikayesi |
| Url: |
http://www.facebook.com/enginyuksel1 |
| Language: |
Turkish |
| Topics: |
Istanbul, Metallica |
| Description: |
Arkadaşlar Metallica Türkiye'ye üçüncü kez gelecek ve ben büyük bir Metallica fanı olarak bu konseri kaçıramam. Böylece 25 Temmuz gecesine otobüs biletimizi alıyoruz. Yolculuğa benimle beraber babam ve 11 senelik arkadaşım Artun gelecekti. Otobüs'ün kalkmasına 5 dk var ve Artun ortada yok. Adam araba kalkarken geldi ve son anda bindi.
Yolculuk başladı biz müziğimizi dinliyoruz muhabbet ediyoruz bir yandan da ben de düşündüm ki yolculuk böyle devam edecek. Tabi bizim başımıza normal birşey gelir mi? Hayır. Saat gece 1.30 sularında ben yeni yeni dalmaya başlamışım ve büyük bi zevkle yolculuk uykusunun keyfini çıkaracağımı düşünüyorum. Bir anda Artun koluma yapışıp küfretmeye başlıyor ve ne olduğunu sorduğumda şu cevabı alıyorum:
"Abi bilet izmir'de kalmış."
Bunun üzerine hayatımda gülmediğim kadar güldüm. Bir düşünün 600 km yolu konser için gidiyorsunuz ve konser biletini unutuyorsunuz. Herneyse, görevliden görüşme yapmak için izin istiyoruz fakat "malesef" cevabını alıoruz. Sabaha karşı mola'da annesini arıyor ve olan biteni bildiriyor bu arada şunu öğreniyorum: Artun bileti 3 ay önce alıp korumak için boş bir dvd kutusuna koymuş ve bir daha da ellememiş sonra da unutmuş tabi. Bileti arkadaşı Ilgın getirsin diye görüşmeler yapılıyor ve sorun çözülüyor. Sabah Istanbul'a ulaşıyoruz ve direk gezmeye karar veriyoruz. Önce kuzenimin evine geliyoruz ve biraz dinleniyoruz ardından da Istanbul'u keşfe çıkıyoruz. Önce Beyoğlu'na gidiyoruz tabi amaç Tünele gitmek. Gidip geziyoruz her türlü gitarı deniyoruz sıkıntımızı gideriyoruz ve konsere hazırlık yapıyoruz. Sonra güzel bir Boğaz turuna çıkıyoruz. Teknemiz resmen martılarla yarışıyor ve biz bunun keyfini çay-simit'le çıkarıyoruz. Geceyi evde geçiriyoruz ve erkenden uyumaya karar veriyoruz. Bunun sebebi yolculuk boyunca uyuyamayışımız ve bu yüzden yaklaşık 15 saattir ayakta olmamız. Uyuyoruz ve sabah erken kalkıp konsere gitmek için alarmı kuruyoruz. Uyandıgımda herkesin uyanık oldugunu görüyorum ve saate baktıgımda korkuyla sıçrıyorum. Buna sebep olan şey saatin 12.30 olması. Aceleyle giyiniyorum ve yola çıkıyoruz. Oraya gittiğimizde gördüğümüz kalabalık akıllara zarardı. Battaniyeyle gece orda yatanları anlayamayarak oraya sabah 7'de giden Artunla yanyana oldugumuzu görünce gülmeden edemiyoruz. 14.00'da açılması gereken kapılar 16.30' da açılıyor fakat bu saatler arasında da olaylar yaşıyoruz. Prezarvatifler şişirilip havaya bırakılıyor, uzun zamandır bekleyen insanlar bir süre sonra kafayı yiyip kapılara şişe fırlatmaya başlıyor. Biz de biletimiz arkadaşta arkadaşımız da önde diyerek önlere geçiyoruz. Hep işe yarar tavsiye ederim. Bu arada yanımızda ki Gökhan adlı genç dolu bir şişeyi güvenlik görevlisinin kafasına atıyor ve "Pat!" tam isabet. Adamı götürüyorlar ve bir daha göremiyoruz. Arkadaslarının bu konu hakkında yorumumu: "Adam travesti oldu." İçeri giriyoruz ve yıkılması düşünülen ve bir efsaneye sahne olucak Ali Samiyen'e şöyle bir göz atıyoruz. Izmir tayfasını bulup yanlarına çöküyoruz. Küçük bardak su 2 lira olunca insan ne yapacağını bilemiyor ama yapılacak birşey yok susuz yaşanmaz, alıyoruz. Sahneye The Sword çıkıyor ve insanlar onlara kafa sallayarak eşlik etmeye başlıyor. Sword gayet güzel bir performans sergiliyor ve insanlar yavaş yavaş ısınmaya başlıyor. Ardından Pentagram çıkıyor ve insanları coşturuyor. Arkadaki tribün'den birden Lars ve Kirk fırlıyor ve insanlar bağırıp çığlık atmaya başlıyor tabi ki biz de bu insan grubu'nun arasındayız. Bir süre sonra pogo dalgasına herkes yer değiştiriyor ve biz bir anda havasızlık ve sıkışıklık duygusuyla mücadele etmeye başlıyoruz. Ordan kaçıp standlara gidiyoruz ve suya resmen saldırıyoruz. Tribünler Meksika Dalgası yapıyor ve biz de bağırarak onlara eşlik ediyoruz. Ardından Down sahneye çıkıyor ve biz yakına gitmek için kalabalığı zorluyoruz fakat ulaştığımız yer gerçekten berbat. Geri çıkıyoruz ve Down sahneden iniyor bu demektir ki onları hiç izleyememişiz. Metallica'nın çıkmasının yakın olduğunu düşünüp nasıl sahneye yaklaşacağımızın planını yaparken birden bir Metclub üyesini görüyoruz. Kalabalığı bir elinde çantayla yarıp diğer tarafa geçmeye çalışıyor ve biz de peşine takılıyoruz. Adamın biri beni durdurup nereye diyor benim cevabım ise sadece şu oluyor: "Metclub."
Adam direk yol veriyor ve 5 kişi ilerliyoruz sonra bir bakıyoruz ki ilerleyecek yer kalmamış en öndeyiz. Bu mutlulukla bekliyoruz ve birden bütün ışıklar sönüyor. Ecstasy of Gold ile birlikte 47.000 kişi göreceklerini düşünüp ağlıyor. Bir süre sonra Lars karanlıkta cıkıyor davula oturuyor ve ilk parça geliyor: "Creeping Death." Hiç kesmeden devam ediyorlar çalmaya ve bir parça daha çalıyorlar. Sonra James geliyor mikrofona ve diyalog başlıyor: "Are you alright?" gibi bir soru soruyor ve biz de bütün kalabalıkla birlikte "Yeah!" diye bağırıyoruz.James "Then Let's go! We're Better!" diyor ve eğlence tam gaz devam ediyor. Sıra "Nothing Else Matters"a geliyor ve bütün stadyum susuyor. Kirk'in küçük solosunun ardından binlerce çakmak çıkıyor ve şarkı başlıyor. Kimse James'in sesini duyamıyor. Bir süre sonra James bırakıyor ve 47.000'lik büyük kalabalık bütün şarkıyı söylüyor. Herkes çığlık çığlığa. Birkaç kişiyi arayıp dinletiyorum şarkıları. Umarım mutlu olmuşlardır. Ardından silah sesleri duyuluyor ve cep telefonları çıkıyor. Arkamdan birisi çıkıyor "bu da ne? "diyor ve ben tek kelime ediyorum: "One."
Havai fişekler ve Pyro düzeneği'nin şovundan sonra mavi ışıkla beraber James şarkıya giriyor. Konser muhteşem bir güzellikte devam ederken arkama bakıyorum ve Ali Samiyen'i gören evlerin pencereleri'nin dolu olduğunu görüyorum. Birisi kulağıma "Bunları görmek için 600 kilometre geldim ben" diyor. Nerden geldiğini soruyorum ve Izmir'den geldiğini söylüyor. "Ben de Izmir'den geliyorum diye atlamak yerine cevap olarak şunu söylüyorum: "Mısır'dan ve diğer başka ülkelerden birçok uçak kalktı ve şu an bu saha'da 2000 yabancı var." Cevabım adamı tatmin etmiş görünüyor ve konsere geri dönüyoruz fakat adam sözleri bilmiyor bile sadece bağırıyor. Fakat bu keyif almamızı engelliyor mu? Hayır. James geliyor ve aşka bir diyalog başlıyor: "Istanbul! Raise you hands if this is your first Metallica Show in Turkey?" Neredeyse bütün herkes elini kaldırıyor. James devam ediyor: "Now whose second show is this?" Stadyum'um küçük bir bölümü el kaldırıyor. James bir soru daha soruyor: "Whose third, then?" ve en fazla 20 kişi el kaldırıyor. James bu konserlerinin Türkiyedeki üçüncü olduğunu tabi ki biliyor ve b,r soru daha soruyor: "Whose fourth?" 47000 kişinin içinde bir kişi elini kaldırıyor ve james gülmeye başlıyor ve şunu diyor: "I think you don't understand what I'm sayin'." ve devam ediyor: "But that doesn't matter we are now speaking the language of Metallica!" ve bir şarkı daha başlıyor. Şarkılar devam ederken sahnede gezdikleri için sırayla önümüze geliyor 3 grup üyesi. Hepsiyle aramızda 2 metre falan var ve en önde zıpladıgımız için bize bakınca gözgöze geliyoruz aman tanrım bu ne mutluluktur. Seyircinin performansından memnun kaldıkları gözlerinin içindeki gülümsemeden belli oluyor. Ayrıca en yakında olduğumuz için ateşleme sistemleri'nden gelen ateş yüzünden yüzümüz yanıyor fakat aldıran kim? Onun bile tadını çıkarıyoruz. Daha önce izlediğim Metallica konserleri sayesinde "Enter Sandman" da pyroların ne zaman ateşlediğini biliyorum ve Artun'a kafasını diğer tarafa çevirmesini söylüyorum ve o anda Kirk önümüze geliyor. Herkes ona bakarken pyrolar harekete geçiyor ve "Boom!". Herkes bir anda yüzünü elleriyle kapatıyor fakat biz daha önceden döndüğümüz için etkilenmiyoruz. Ardından James önümüze geliyor "Fade To Black" solosu sırasında bizim olduğumuz tarafa bakıp sessizce "You want me to go?" diyor ve binlerce kişi olarak "No!" diye bağırıyoruz. Yanımdaki Isveçli eleman çığlık çığlığa bağırmaya başlıyor. James geri dönüyor ve harika hareketlerle şarkıyı sonlandırıyorlar. Metallica üyeleri el sallayıp "Good Night Istanbul!" diyor. Fakat bırakırmıyım başlıyorum bağırmaya: "Seek!" "And!" "Dest!" "Roy!" Benim çığlığım yandakine ondan da bir diğerine sıçrıyor ve 47000 kişi bağırmaya başlıyor James bizim olduğumuz tarafa doğru bakıyor ve gerçek Metallica sevgisi neymiş görüyor! Son parça olan "Seek 'N Destroy"un ardından biz de ayrılmak için yürümeye başlıyoruz bu arada Metallica 4'lüsü seyirciye pena ve baget fırlatıyor. Telefonuma bir mesaj geliyor ve 2 bomba patladıgını ögreniyoruz. Fakat bu bile bizi durmuyor ve çıkıp Istanbulu geziyoruz gece saati. Kokoreç ve tatlıları midemize indirdikten sonra eve dönüyoruz. Sesimiz kısık, boynumuz tutulmuş ve bacaklarımız tutmuyor. Gece uyumak için yatağa uzanıyorum ve kulağımda hala "Master Of Puppets"ın çınlamasıyla uyuyorum..
28.07.2008, Pazartesi. |
| Popularity: |
15 Followers |
Not enough data.
Calculated for blogs with 20+ followers.
Questions? contact: networkedblogs@ninua.com
Copyright (C) 2008, Ninua, Inc.